Doğum Hikayem ve Türkiye’de kadınlar neden normal doğum yapamıyor?

Bu yazımda size anlatmak istediğim, normal doğum yapmayı planlayan kadınların karşılacakları zorlukları önceden bilmeleridir. Hamileliğin başında normal doğum isteyen kadınların neredeyse %85 i gebeliklerini sezaryen doğum ile sonlandırıyor. Her normal doğum isteyip sezaryen olan kadının hikayesi duyduğumda onlar kadar kalbim kırılıyor.

Türkiyede doğum yapan bir kadın olarak kendi doğumumda yaşadıklarımı anlatarak size konunun vehameti hakkında  bilgi vermek istiyorum.  Doğumum döneminde kadın doğum asistanı olmama rağmen benim yaşadıklarım sizinkilerden farklı değil.

İlk gebeliğimde ikinci yılında kadın doğum asistanıydım. Gebeliğimi ilk duyduğumda kesinlikle normal doğum yapmaya karar vermiştim. Sezaryen olmak aklıma bile gelmemişti. Başka seçenek yoktu benim için. Başarabilirdim ve bebeğimi vücudumun planladığı şekilde doğurabilirdim. Tabi ki anormal bir durum olduğunda sezaryen olabilirdim ama genç ve sağlıklı bir kadın olarak bu ihtimal çok düşüktü.

Eşim de ilk aylarda benim gibi düşünüyor ve bana destek oluyordu. Bir tek annem doğum yapacak ilk kızı olmam dolayısı ile ne gerek var acı çekeceksin, herkes gibi sezaryen olsana demeye başlamıştı. Bazen de diğer bayan kadın doğum uzmanlarını örnek gösteriyor; o da sezaryen oldu, şu da sezaryen oldu diye anlatıyordu.

Zaman ilerledikçe normal doğum yapacağıma dair en ufak korkum veya kaygım yoktu. Ama gelin görün ki evde kocaman bir kaygı yumağı her geçen gün artıyordu. Eşim. Gebelik ilerledikçe yani 8. Aydan itibaren neden sezaryen olmuyorsun, bak sezaryen de iyi bir yöntem gibi fikirleri kulağıma fısıldamaya başlamıştı. Ben de her seferinde eşime (sanki ikna etmem şartmış gibi:)) normal doğumun faydalarını anlatıyordum. Akşam işten eve geldiğinde gene aynı kaygılı gözlerle bana bakıp; bizim hemşire hanımlara soruyorum hepsi sezaryen olmuş,  diyordu.

Ben tabi daha zaman var diyerek bunu çok üstelemiyordum ama ne zaman ki gebeliğim artık 38. Haftaya geldi kaygı topu, kaygı canavarına dönüştü. Bu seferde ben ortopedistim, bir sürü spastik çocuk görüyorum, ya doğumda bir şey olursa demeler başladı. 39. Haftaya geldiğimde ;  hadi bakalım, belki bu hafta doğar diye umutlanarak geçirdi kaygılı eşim. Ama ne zaman ki 40. Haftayı doldurdum eşimin kaygısı hat noktaya ulaştı. Annem ile bir olup beni ikna etmeye çalışıyorlar, ikna olmayınca da sinirleniyorlardı. Hatta 41. Haftaya geldiğimde eşim; ben çocuğumu 3 haftadır kucağımda sevecektim, niye sezaryen olmadın, yarın gidelim sezaryen ol dedi.  Eşimi ikna edemeyince bende eşimin annesini arıyor, her seferinde Yusuf ile konuşmasını rica ettim. Nevin annenin bana desteği çok iyiydi. Annesi ile konuşan eşim o gün sakinleşti  ama doğum gerçekleşmeyen her günün akşamında gene kaygısı artıyordu.

Size şu olayı anlatırsam aslında pamuk gibi olan eşimin nasıl kaygılarından dolayı canavara dönüştüğünü anlayabilirsiniz. 40.hafta 4. Gün gebeliğimde alışveriş merkezine gidip biraz gezmiştim ve bir çay fincanı seti görüp çok beğenmiştim (östrojen hormonu her şeyi beğendirir). Sadece iki fincan alarak (östrojenin verdiği aşırı romantizm) eşime sadece ikimiz için bir çift fincan aldığımı söyleyip gösterdim. Fincanı eline aldı ve hiç tereddüt etmeden duvara fırlattı ve ‘ben fincan değil çocuğumu istiyorum’ dedi. Gülsem mi ağlasam mı? (doğum sonrası 12 tane aynı fincandan alıp gelmiş 🙂 )

Eşimin ve annemin, hatta üniversitedeki kadın doğum hocalarımın,  sezaryen ol kurtul baskılarına direndim ve 41 hafta 3 gün olduğunda oğlumu normal doğum ile dünyaya getirdim. Doğum sonrası öğrendim ki asistan arkadaşlarım normal mi sezaryenle  mı doğururum diye bahis bile oynamışlar.

Doğum sırasında sorun yaşadım mı?

Doğum salonunda yalnız kalan kadınlara göre daha şanslıydım tabi. Doktor arkadaşlarım, ebe arkadaşlarım yanımdaydı. (annemi kaygılarından dolayı doğuma götürmedim). Epidural istedim, yaklaşık 5. Denemede takılabildi. Akşam saat 10 civarında 6 cm açıklığım vardı, doğuma yardımcı olacak hocam çok beklemesin diye (niye öyle düşündüysem, asistanlık işte) suni sancıyı kendim arttırdım ve bebeğimin kalp atışı 20 ye kadar düştü. O sırada yanımda bulunan asistan arkadaşımın gözündeki kaygıyı ve benim sancı dozunu düşüp, nst kağıdını; bunu sakın hocaya söyleme, görmedin; diyerek yırtmamı unutamam. Yaklaşık 9 cm açılmam varken kontrol amaçlı doğum masasına alındım ve hoca beklemesin diye karnıma bastırıldı. O sırada  çok acıdı ve hocanın normal seyri gereği başı henüz yukarda olan başını döndürmek için, bebeğin başına parmağı ile çevirmeye çalışmasını ve parmağını çıkardığında ( artık ne kadar çok güç uygulamışsa), parmağının üzerindeki kıl yumağını görünce dehşetle bakan gözlerini unutamam.  (Oğlumun başında o bölgede saç yok şu anda). Neyse yaklaşık 3 saatlik süremesi gereken süreci 15 dakikaya indirttiler ve oğlumu doğurdum.

Epizyotomi açıldı mı? Tabiki açıldı. Başka şansım var mıydı? Bebek çıksın diye karnımdan yapılan bastırmalar ve itmeler normal olmadığı gibi çıkış da  da kesi yapıldı.

Doğum sonrasında sorun yaşadım mı?

Kesinlikle hayır. 41 hafta 3 günlükken normal doğum yaptım. Anlattığım olumsuzluklara rağmen dünyanın en mutlu annesiydim ve bebeğimle çok güzel ilgilenebildim, emzirdim.

Doğumdan sonra eşim, doğumumu yaptıran hocaya gittiğimiz muayene sırasında her seferinde kesi işareti yaparak beni ikna etmesini istediğini anlattı.

Yani ben eşime, doktoruma ve anneme rağmen normal doğum yaptım.

Benim yerime başka kadın olsa dayanabilir mi?

Şu anda sizinde etrafınızda gördüğünüz gebelerdeki gibi, bir çoğu dayanamıyor ve kararını değiştiriyor maalesef.

Normal doğum yapacak kadının önündeki engeller; ailesi, arkadaşları, annesi, eşi, kayınbabası, komşusu, kötü doğum hikayeleri olan tüm tanıdıkları, babası, kız kardeşi, hatta iş arkadaşları ve doktorları. 40 haftayı geçince kakasını yapar, boynuna kordon dolanmışsa, doktorum o tarihte yokmuş, vajinamda genişleme olmasın, vajinam kesileceğine karnım kesilsin, çok canım yanacak, sezaryen doğum da kadının hakkıdır. İşte tüm bunlar Türkiyede normal doğum yapmak isteyen kadınların %85’inin sezaryen ile doğum yapmasına neden oluyor.

Normal doğumu siz yapacaksınız ve bu sizin bedeniniz. Doktorunuz kongreye gitse dahi bunu başka bir ebe veya doktorla başarabilirsiniz. Normal doğum planlayan kadınlara tavsiyem bedenlerini iyi tanımaları ve doğum ile ilgili düzenlenen kurslara katılmalarıdır. Doğum zamanı geldiğinde kasılmalarınızın güçlenmesini evde bekleyin ve aktif doğum dönemine kadar evde, parkta, bahçede dolaşın. Yemek yiyin, evde dinlenin. Yani hastaneye yattığınızda rahim ağzı açıklığınız en az 6-7 cm olsun.

Umarım bu yazım birkaç kadını etkiler ve istedikleri şekilde doğum yaparlar.

Randevu Almak İçin

Kliniğimizden randevu almak için aşağıdaki formu doldurun veya 0532 632 40 34 nolu telefonumuzdan bizi arayın.

Bizimle iletişim kurmak için
aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.

Değerli Hastalarımız ve Misafirlerimiz,Covid 19 Salgını Döneminde Yanınızdayız

Kliniğimiz açıktır.
Tüm önlemleri alıyoruz.

Op. Dr. Ebru Ünal

Paylaşım